Email This Post Email This Post    |    YORUM YAZ   |    Print This Post Print This Post    |    Favorilerinize ekleyin!
 
MSG-MONO SODYUM GLUTAMAT TEHLİKE SAÇIYOR…

web sayfalarımızda dile getirmeye çalıştığımız ve pek çok gıda maddesinde gizli veya açık kullanılmakta olan MSG(Mono sodyum glutamat) katkı maddesi üzerinde muhterem Prof.Dr.Mustafa Nutku hocamızın bize ulaşan bir yazısını dikkatinize sunuyoruz:

”MSG diye bir katkı maddesi var. Mono Sodyum Glutamat. Yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu farketmiyor, neye konsa tadi güzelmiş gibi geliyor. O yüzden üreticiler en berbat ürünlere dolduruyolar bunu. Bunun zararlarının hepsi çok sayıda çalısmayla kanıtlanmis ve bununla ilgili bir rapor Dünya Sağlık Örgütüne sunulmuş durumda. Internette arastırılabilir:

ZARARLARI:
- Bu madde nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Yol açtığı hastalıklar merkezi sinir sistemi tahribati ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, Sara (epilepsi).
- Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)
- Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite
- Büyüme hormonu baskılanması
- Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet
- Böbrek ve karaciğerde hasar
- Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor yani bebek de aynı etkilere maruz kalabiliyor.

ŞU AN PIYASADAKI NEREDEYSE TÜM CIPSLERDE BU MADDE VAR. GÜVENLI OLDUĞUNU IDDIA EDEN CHEETOS’U BILE KONTROL ETTIM, VAR. TADINI GÜZELLEŞTIRMEK IÇIN HEPSI KULLANIYOR.

IÇINDE BULUNDUGU DIGER ÜRÜNLER KONUSUNDA BILGIM YOK, ETIKETLERI KONTROL ETMEKTE FAYDA VAR.

BU ZARARLAR ORTAYA ÇIKINCA MADDENIN İSMİNİ DEĞİŞTIRMEYE BAŞLADILAR. IÇINDE MSG, MONO SODYUM GLUTAMAT, GLUTAMIC ASIT KISACA GLUTAMIN VEYA GLUTAMAT BULUNAN SEYLERDEN UZAK DURULMALI.


MONO SODYUM GLUTAMAT

 Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.

 Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar.

 MSG ZARARLI MI ?
 Buna okuduktan sonra siz karar verin.

 Bu madde Nörotoksin.

 Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA (Epilepsi)

 Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı)
 Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
 Büyüme hormonu baskılanması.
 Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
 Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.
 Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.
 Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS’lerde çok kullanılmakta.

 Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.

 Şimdi diyeceksiniz ki,
 Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?

 Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri insaf, merhamet gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.

 Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur. Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız. Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta. Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz. Mesela Cips.

 Semt pazarlarında 3 kg. patatesi 1 ytl.ye alabilirsiniz. Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır. Yani 1 kg. Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz. Olumsuz etkileri de cabası.
 Ya bu mamulleri üretenler !….

 Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik  ve doğaldır.

 Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi, burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?

 Ben henüz rastlamadım.

 Gelelim genel sağlık boyutuna;

 Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ  çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12’sine çıkması ve benzerleri.

 Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

 Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür.

 Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?

 Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.

 Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.

 Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.

 Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada,

 Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada,
 Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
Hemen aklımızı başımıza toplayıp üzerimizde istediklerini yapmalarına izin vermemeliyiz.
  YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR !…..


 
Email This Post Email This Post    |    YORUM YAZ   |    Print This Post Print This Post    |    Favorilerinize ekleyin!
Bu yazı Cumartesi, 20 Şubat 2010, 07:03 tarihinde Genel, haber, ŞİKAYETLER kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.