FATİH’TE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ GERÇEĞİ | Fatih Sivil Hareket
Email This Post Email This Post    |    YORUM YAZ   |    Print This Post Print This Post    |    Favorilerinize ekleyin!
 
FATİH’TE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ GERÇEĞİ

Fener- Balat Semtleri Sahil Kesimi Yenileme Projesi,
Ayvansaray MahallesiKentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Mollaaşkı Mahallesi Kentsel Dönüşüm Yenileme projesi
Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri (SULUKULE) Kentsel dönüşüm Yenileme Projeleri,
Kürkçübaşı Mahallesi (Bulgur Palas Çevresi) Kentsel dönüşümYenileme Projesi,
Yedikule Yenikapı Sahil Şeridi III. Etap (Yalı, Kasap İlyas, Çakırağa Mahaleleri Kentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Kürkçübaşı Mahalleleri) Kentsel dönüşümYenileme Projesi,
Küçük Mustafa Paşa ve Haraççı Kara Mehmet Mahalleleri Kentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Samatya Kentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Beyazıtağa(Sur1)Kentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Ereğli Mahallesi Kentsel dönüşüm Yenileme Projesi,
Cankurtaran-Kadırga-Kumkapı-Yenikapı arası Kentsel dönüşüm yenileme projeleri.

Fatih Belediyesinin web sitesinde ön tanıtımı yapılan yukarıdaki projelere dikkat edecek olursanız tamamı İstanbul Tarihi yarımada etrafını saran sur boyları olduğunu göreceksiniz.

Fatih Belediyesinin kısmen uygulamaya koyduğu SULUKULE ve Fener-Balat-Ayvansaray semtleri Kentsel Dönüşüm Yenileme Projelerinde ortaya çıkan Avan proje çizimleri ve 3D animasyon görünümlerde mevcut yapı stokunun tamamına yakını yıkılarak yerlerine Betonarme, Modern görünümlü, eskisinden çok katlı ve Ada bazında planlanmış yeni bir yapılaşma görüyoruz.

Bu yapılaÅŸma gerçekleÅŸecek olursa Fatih İlçesindeki mevcut tarihi doku tamamen deÄŸiÅŸecek, Uygulamalarını ilçe içindeki yeni yapılanmalarda görüyoruz. BildiÄŸimiz betonarme apartmanların ön cephelerine yapıştırılan plastik köpük malzemeden oluÅŸan eklemelerle “Fatihte Tarihi Koruyoruz” iddiasına Dünya kültür mirası koruma kurulları, UNESCO, Avrupa birliÄŸi gibi Dünya kültür mirası koruma adına faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri, Üniversiteler büyük tepki koyarak peÅŸpeÅŸe kınama bildirileri yayınlayarak, sekiz bin yıllık geçmiÅŸi olan İstanbul merkezinin bu ÅŸekilde yok edilmesini engellemeye çalışıyorlar.

Fakat Başta Başbakanımız, Kültür Bakanımız, Büyükşehir Belediye başkanımız, Fatih belediye başkanımız 2005 yılında hazırladıkları 5366 sayılı yasayı Fatihte uygulayacaklarını, Deprem gerekçe gösterilerek Bütün dünyada yaşatılması için büyük gayret gösterilen 19.yy. sivil mimari örneği binalar yıkılarak yerlerine betonarme modern, büyük binalar inşa edeceklerini her fırsatta deklere ediyorlar.

Kültür bakanlığının oluşturduğu İstanbul koruma kurulları ise on yıllardır koruyamadıkları tarihi yapıyı korumayı terk ederek, yapılmak istenen yeni betonarme, aslı ile hiçbir ilgisi olmayan, imitasyon binaların yapımına  izin vermesi ise çok manidardır.
Halbuki bu koruma (ma) kurulları, vatandaşın küçük çaplı imar, tamir çalışmasına uyguladığı katı kurallar nedeniyle tarihi yarımada çöküntü haline geldi.

Bu çöküntü ortamının oluÅŸmasına önemli bir katkıda resmi kurumlarımızdan gelmiÅŸtir. İlçemizde yüzde olarak çok önemli sayıda bina Milli Emlak Müdürlüğü, Vakıflar Müdürlüğü, Belediye’ye aittir. Bu kurumlar sahibi oldukları binaları gerektiÄŸi gibi korumamış, kiracılarına onarması için makul müsaade vermemiÅŸtir.

İlçemizdeki 1950-1980 yılları arası inşa edilen sahte, Kaçak yapılaşma ürünü binalara göz yuman devletimizdir, Belediyelerimizdir. Bu durum devletimizin göz yumarak sebep olduğu Kaçak yapılaşmaya Af kanunları ile ikinci kez ortak olmasıyla oluşmuş bir durumdur. Burada yapsatçı inşat kalfalarının, plansız projesiz gerçekleştirdiği binaların vebali son sahiplerine çıkarılamaz, Devletimiz buradaki sorumluluğunun gereğini yapmalıdır. Devlette devamlılık esas olduğuna göre, Benim zamanında olmadı mazereti geçerli değildir.

Bu ülkede milyonlarca kaçak, plansız bina arsa tapusu ile el değiştirdi. Bu şekilde halkın aldatılmasına devletimiz göz yumdu, şimdi gereğini yapma zamanıdır.
Yeni kentsel dönüşüm projelerinde görüyoruz ki devletimiz bu sorumluluğunun bilincinde değildir. TOKİ, KİPTAŞ ve Çalıklar Holding gibi özel şirketler üzerinden dönüşüm gerçekleştirmeye çalışan devlet, mevcut mülk sahiplerini mağdur etmeye devam ediyor.
Proje alanındaki binaları mevcut fiyatları ile kamulaştırmakta, yeni yapılanları ise 4-5 misli farkla vatandaşa dayatmaktadır.  Bu durum mülk sahibinin mağduriyeti ile mülkünde kiracı durumuna düşmesine sebep olmaktadır.
Devletimize düşen görev bu projelerden kâr etmek olmamalıdır. 

Fatihte bir yenileme mutlaka yapılmalı, bu yenilemeye tarihi binalardan değil, çoğunluğu 40 yılını tamamlamış, beton ve beton içi demirleri eriyerek sağlık ömrünü bitirmiş binalardan başlanmalıdır.
Hükümet projesi olduÄŸunu gördüğümüz Tarihi yarımada kentsel dönüşüm yenileme projeleri “DEPREM” gerekçe gösterilerek uygulanmak isteniyor.

Buradan iddia ediyoruz Tarihi binalar Avrupa’da örneÄŸini gördüğümüz gibi büyük depremlere dahi dayanabilecek mükemmel yapılardır.  Buralarda yaÅŸanılan hayat apartmanlara nispetle çok daha insancıl ve insanın ruhsal hayatına olumlu katkı saÄŸlayan örnek yapı örneÄŸidir. Apartman yaÅŸam kültürü insani olmadığını görüyoruz, dar alanda aynı kapıyı paylaÅŸan aileler birbirlerinden kopmaktadır, apartmanlarda geleneksel Türk aile hayatı, komÅŸuluk iliÅŸkileri yaÅŸanamamaktadır.  Batı bunu anladı Osmanlı devletinin uyguladığı bahçe içinde aileye hitap eden küçük evlerde yaÅŸamaya baÅŸladılar, kent içinde ise Fener,Balat,Kumkapı türü dikey yapılaÅŸma yaygındır.

Ben 59 yıllık hayatımın bir kısmını Süleymaniye’de Bahçeli bir konakta, 39 yıl Fener’de dört katlı, beÅŸ odalı dikey mimari bir evde, son 14 yılımı ise KocamustafapaÅŸada 9 daireli bir apartmanda yaşıyorum.
YaÅŸadığım mekanları fiziki ve duygusal olarak analiz ettiÄŸimde en mutlu olduÄŸum ev Süleymaniye’deki bahçeli ahÅŸap konaktır. Fenerde 8 kiÅŸilik bir aile olarak beÅŸ odalı evimizde yaÅŸadığım hayatımı da özlüyorum. 14 yılımı bana zehir eden PaÅŸadaki 9 daireli apartmana ve çevreme alışamadım, alışmam mümkün deÄŸil.

Kabahat bende deÄŸil, Tamamen yapısal nedenlerden dolayı, buraya yeni geldiÄŸimde Fenerdeki gibi bir çevre oluÅŸturmak için çok gayret ettim, bunu asla baÅŸaramadım, hala Süleymaniye’ye, Fener-Balat’a gitmekten kendimi alamıyorum, Mevcut evimi adeta otel gibi kullanıyorum.

Eski İstanbul hayatı olanların tamamı benim gibi, eski düzen evler dostluk ve kardeşlik getiriyor, arkadaşlıklar gerçek oluyor. apartman mahallelerde bu duygusallığı bulmak mümkün değil. 
Buradan iddia ediyorum, Milletimizin, Devletimizin Bekası için sevgi ve hoşgörü toplumu oluşturmak için batınında taklit ettiği, eski düzen, az katlı, bir ailenin yaşadığı mimari düzene geçilsin. Bu devletimizin politikası olsun.

Günümüzde TOKİ’nin uygulamaları rant yatırımlardır, İnsani deÄŸildir, saÄŸlıklı deÄŸildir. Bu uydu kentlerde yaÅŸam insanı hasta etmektedir. dostluk ve komÅŸuluk diye bir ÅŸeyi tesis etmek adeta imkansızdır.
Ülkemizin akademik kişiler bu konuda neden araştırma yapmazlar, bunu da anlamış değilim. Galiba birilileri bizim huzurlu, mutlu, dost olmamızı istemiyor, Toplumsal yapımızı tahrip eden bu yapılaşmada dayatma yapılıyor.

Tekrar konuya dönecek olursak, Yenileme kentsel dönüşüm projeleri yarı ömrü 35 yıl olan, Yıkanmamış deniz kumu, yivsiz ve eksik çaplı demirlerden oluşan mevcut apartman yapılanması büyük tehlike arz ediyor. acilen bu apartmanlar yıkılarak yerlerine İnsan-i Kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirilmelidir.
Mevcut tarihi yapılar sağlam, yüzyıllara meydan okuyabilecek dolgu tuğladan ve her cephesi kalın dövme çelik putrellerle bağlanmış depreme dayanıklı binalardır.

Bu binalarımızın bakımsızlıktan yıkımla karşı karşıya olmasının sebebi yine belediyemizdir.
B. Dalan zamanında Ayvansaray, Fener, Unkapanı’ndan Yenikapı atık su kolektörüne yeraltından bombalama tekniÄŸi ile açılan üç ayrı kanal inÅŸaatında yer faylarının tahrip edilmesiyle oluÅŸmuÅŸtur, ayrıca on yıllardır sahil bandında yeraltı sularının çekilerek iÅŸ yerlerine satılması nedeniyle oluÅŸan yeraltı erozyonunun sebep olduÄŸu gerçektir.Åžimdi ise Metro çalışması ile aynı hatalar tekrar edilmektedir. 

Bu yeraltı çalışmalarının sebep olduğu tahribat binalar yıkılmadan da telafi edilebilir, Tarihi anıt eserlerde uygulanan temel yataklarına beton pompalayarak zeminin sağlamlaştırılması sağlanabilir. Bu teknik koca Fatih camiinde, Süleymaniye camiinde vs. uygulanıyor da 2-3 katlı sivil mimarlık örneği binalarımızda neden uygulanmıyor?

Proje dayatmacılarının gerekçesi sadece bu tarihi semtlerdeki parsellerin çok küçük dikey bina olmasındandır. Bu küçük parsellerde yapılacak onarım proje sahiplerine rant sağlamıyor, Burada uygulanmak istenen Haliç ile bütünleşmiş, modern  milyonluk evler yaparak projeyi finanse etmeyi düşünüyorlar.
Burada 59 ayrı ada projeye alınmış, Bunun 19′unda yapılaÅŸma var. 40 adanın tamamı park,bahçe,yeÅŸil alan. Bu alanlar projeye dahil edilerek inÅŸaatı gerçekleÅŸtiren firmaya adeta peÅŸkeÅŸ çekilmektedir. 
Bu 40 adada Vakıfların, Milli Emlak’in, Belediyenin mülkleri var, Belediyelerimiz bu projeden ne elde ediyorlar. Bu açıklanmıyor.  Bu proje göründüğü üzere tamamen rant projesidir. Devletimize, hukuka yakışmamaktadır.

Tarih,Kültür,Sanat adına İnsanlık mirası adına bu projeler Fatihte uygulanmamalı, Tarihi yarımadada kaçak yapılan sahte binalar eski planındaki gibi, orijinal malzeme ile yeniden inşa edilmelidir.  Bu şekildeki uygulama Dünyada takdirle karşılanacak, Halen yaşayan örnek bir kültürün yok olması önlenecektir.

Belediyelerimizin halen eski konakların yerlerine betonarme apartman ruhsatı verdiğini görüyoruz, Kültür bakanlığı Koruma kurullarının bu tarih ve kültür yıkımına seyirci kalmasını kınıyor, adının gereğini yerine getirmesini acilen bekliyoruz.


 
Email This Post Email This Post    |    YORUM YAZ   |    Print This Post Print This Post    |    Favorilerinize ekleyin!
Bu yazı Pazartesi, 22 Şubat 2010, 15:29 tarihinde Genel, haber, ŞİKAYETLER kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.