Bugun...


Hüseyin Ayaz, TDF'ye Meydan Okudu
patent bürosundan para karşılığı aldığı bir belge ile Yüzlerce Trabzon sivil Toplum Kuruluşlarının faaliyetlerine kısıtlama getirmeye çalışan TDF, Trabzon dernekleri federasyonu Açtığı davaları kaybetmiş olsa bile bıkmadan usanmadan dava açmaya, Tehdit etmeye devam ediyor. STK çatı kuruluşuyum diyerek sürdürdüğü faaliyetlere sahip çıkmadan önce yapmış oldukları ayıplı hukuksuz kongreyi yenilemek zorundalar

Hüseyin Ayaz, TDF'ye Meydan Okudu
+ -

Daha önce TDF'nin kuruluşunda ve uzun yıllar başkan vekili olarak görev yapan Hüseyin Ayaz hakkında suç duyurusunda bulunan TDF temsilcileri için 
Sonun başlangıcı devam ediyor.  Eski Başkan vekili Hüseyin Ayaz bütün tehditlere Hodri meydan dedi.
İşte bu nedenle Trabzon STKlarının iki yakası bir araya gelmiyor, Halk nezdinde bir başarıya imza atamadıklarından dolayı bir itibar sağlayamayanlar "Argo tabiri ile" kendileri çalıp kendileri oynamaya devam ediyorlar.

Hüseyin Ayaz'ın TDF dosyası aşağıda...

TRABZON DERNEKLERİ FEDERASYONU YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE

Konu: GaziOsmanpaşa 1. Noter kanalıyla tarafıma gönderilen 17 Ağustos 2018 tarih, 15 636 sayılı ihtar tebligatınız

TRABZON DERNEKLERİ FEDERASYONU 
YÖNETİM, DENETİM, DİSİPLİN KURULLARI ÜYELERİ DİKKATİNE;

Bilindiği gibi Başkan Vekili olduğum Trabzon Dernekleri Federasyonundan  17.03.2016 tarihinde kurumun tüm organlarından istifa ederek dilekçemi kurumun o  zamanki genel sekreterine imza karşılığı teslim etmiştim.
Öncelikle istifa dilekçemde olmak üzere daha sonraları kuruma ve yönetim kurulu üyelerine, bir çok resmi yazımda kurumdan istifa ettiğim tarihten önce federasyon adına resmi kurum ve şahıslara vermiş olduğum tüm vekalet, yetki ve taahhüt beyanların bundan böyle tamamının geçersiz olduğunu bildirmiştim. Daha sonra TDF yönetim kurulu kararı alarak istifamın kabul edildiği resmi yazıyla tarafıma bildirildi.

Kurumda görev aldığım dönemde Gaziosmanpasa 4. noterliğinde Mustafa Demir ile birlikte kurum adına dava açması için 20 Mart 2013 tarihinde Av. Ayhan Örenel'e vermiş olduğumuz vekaletname kullanılarak 17 Ağustos 2018 tarihli Gaziosmanpaşa 1. Noter kanalıyla tarafıma çekilen ihtar tebligatını  almış bulunmaktayım.
Öncelikle bilinmelidir ki 1-Kurumun sorumlu  yönetim kurulu üyelerinin imzalı kararı olmadan, kişi veya kişilere resmi yetki verilmeden böyle bir kararın alınması 2- 17 Mart 2016 tarihinde istifa etmiş, kurumda hiç bir yetkisi kalmamış  Hüseyin Ayaz ile birlikte  27 Mayısta 2018 tarihinde kurumun genel kurulu sonrasında TDF den ve yönetim kurulundan ayrılan, hiç bir resmi organında yer almayan, dolaysıyla kurum adına tüm yetkileri düşmüş olan Mustafa Demir'in  verdikleri vekaletnameyi kullanarak bu yola girilmesi ahlaken  ne kadar doğru olduğunu etik olup olmadığını kamuoyuna bırakıyorum.3-ayrıca  bu yola girenin kim veya kimler olduğunun da  ortaya çıkması gerektiğine inanıyorum. 

SÖYLEMEK VE BELİRTMEK İSTERİM Kİ; 
Eğer bu ihtarnameyi siz Yönetim kurulu üyeleri olarak  bilginiz ve izniniz dahilinde tarafıma gönderdiyseniz, bunun resmi yolu kurumun Yönetim kurulu üyelerinin konu hakkında imzalı ihtar çekme, dava açma kararı alınarak bunun fotokopi örneği ile birlikte yönetim kurulu kararıyla yetki verilen kişi veya kişilerin kendileri veya vekil edecekleri Avukat vasıtasıyla dava açmalarıyla resmiyet kazandırarak olur. 

Keza  görülecek mahkeme ve davalar sonunda, ihtarnamede  iddia edildiği gibi kurumunuzun temsilcisi gibi  davranarak, Federasyonun ismini yada logosunu kullanarak faaliyetler yaptığım ve bu faaliyetlerden  çıkar sağlamış olduğum şeklinde suçlu bulunursam, cezamı  çeker bedelini öderim. Fakat bilinmelidir ki aksi ispat olunursa karşı  dava açma hakkımı sonuna kadar kullanacağımı ve  resmi muhatabımı mevcut yönetim kurulunuzu alacağım hususudur. 

 Ayrıca konuyla ilgili olarak aydınlanmanız açısından sizlerle paylaşmak isterim ki kurumun geçmişteki yönetim kurulu bu işlerin resmi olarak nasıl yapıldığına dair örnekleri vardır. Federasyonun karar Defterinin 43. sayfasındaki 22 Kasım 2012 tarih, 9 nolu kararı ile 06-0032013 tarih  48.sayfa  12 nolu kararın 2. maddesinde mevcuttur.
Av. Ayhan Örenel şayet Kurumun yetkili, sorumlu yönetim kurulu üyelerinin karar almadan kendisine  yetki ve tarafımca bu suçları  işlendiğine dair deliller  verilmeden, var olan eski bir vekaletname ile kurum adına bir işlem yaparak tarafıma ihtar çekilmesi yoluna gittiyse bunun hesabının mutlaka kendisinden sorulması gerekir.  Ayrıca bununda etik olup olmadığı avukat beyin takdirinden çok sizlerin takdirine bırakıyorum.  Siz yönetim kuruluna tavsiyem Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunmanız ayrıca  başkaca benzeri işlere bulaşıp bulaşmadığının  araştırılmasını istemenizdir. 

Konu hakkında Yönetim kurulunun imzalı kararı olmadan bu yola başvuran yönetim Kurulu üyesi  veya üyeleri  var ise bu kişi veya kişilere de bunun hesabı sorulmalıdır. Yada Kurumun yetkili yönetim kurulu dururken, kendisinin vekil olduğu eski vekaletnameye dayanarak idaa ettiği suçların işlendiğine dair elinde hiç bir kanıt yokken  böyle bir  yönlendirme  yada talimatıyla yola çıkılmış ise, kurumun yönetim kurulu olarak bilmenizi isterim ki, söz konusu bu şahıs  geçmiş yıllarda kurumun gerek  başkan vekili olduğu dönemde, gerekse genel Başkanı olduğu dönemlerde, kurumdan ayrılarak başkaca  oluşumlar içine girenler için, o dönemin  yönetim kurulları olarak bizlere ; Ben akademik kariyer yapmış, mahkemelerde bilirkişilik yapan titri yüksek bir kişi olarak, biri ceza diğeri tazminat konularında uzman iki avukatım var, açacağımız davaların tamamını kazanır, kuruma verilen zararları telafi ederiz, suçlular cezasını çekerler üzerilerine  gidelim dediğinde, başta kurumun başkan vekili büyüğümüz  rahmetli Enver Yılmaz olmak üzere  bir çok yönetim kurulu üyesi ve kanaat önderlerimiz, başkan böyle bir girişimde bulunma, bizim toparlayıcı olmamız lazım bu tür girişimlerden kazanım  çıkmaz, bunlar bize yakışmaz,  bundan hem kurum hem yönetim kurulu üyeleri ayrıca en önemlisi de camiamız zarar görür, vazgeç ısrarlarına rağmen yönetimi  dinlememiş bu yola tevessül etmişti. 

TDB ve FEDERASYON OLARAK BU YOLA İLK ÖNCE;
  TDB Trabzon Dernekleri Birliğinde görev yapmış daha sonra  kurumdan bir şekilde ayrılmış kişilere, sen başka Trabzon Dernekleri birliği kuramazsın, Trabzon ismiyle etkinlik yapamazsın diye İl Dernekler müdürlüğüne suç duyurularında bulunuldu, daha sonraları TDF-Trabzon Dernekleri Federasyondan ayrılıp Trabzon ismiyle başka bir federasyon kurmaya çalışan kişilere de, Trabzon ismini taşıyan Federasyonu ilk olarak biz kurduk, bunun hakkı bizim, Trabzon ismi taşıyan başka Federasyon  kuramazsınız  diyerek  başta İstanbul valiliği, İl Dernekler Müdürlüğü, ve benzeri çok sayıda resmi  kurumlara federasyon olarak suç duyurusunda bulunulmuştu.

Resmi kuruluşunu tamamlayıp Faaliyetlerine devam eden Federasyona siz; Federasyonumuza benzer isimle kurduğunuz federasyonla Trabzon ismiyle  etkinlik yapamazsın diye kurum ve kurumun yöneticilerine  sayısız ihbarlar çekilerek resmi kurumlara suç duyurularında bulunuldu ve  TDF den kamuoyuna zorunlu açıklama adı altında  gazetelere tam sayfa ilanlar verilip kamuoyu bilgilendirilerek, devamında TC.  Gaziosmanpaşa 4. Noteri, TC. Beyoğlu 16.Noteri ve başkaca noterler arcılığıyla Başta TC. İstanbul ve Trabzon Cumhuriyet başsavcılığı olmak üzere bir çok  İl savcılıklarına, İstanbul İL Dernekler müdürlüğüne, İstanbul Valiliğine, basın aracılığıyla kamuoyuna kurum adına  suç duyuruları  yapılmıştı.

 Bu suç duyurusunu dikkate alan İllerden sadece Trabzon TC. Cumhuriyet savcılığının Trabzon 3.Asliye ceza mahkemesi 2013/2215 Esas numaralı  açmış olduğu davaya kurum olarak dahil edilerek  mahkeme gördük.  
 Devamında TC Bakırköy 1. ağır ceza mahkemesi 2013/ 269 sayılı dosyalı Ceza Davası  İstanbul adalet sarayı 3. fikri haklar ve ceza mahkemesi davaları için  kurumun kasasından paralar ödeyerek genel Başkanın biri ceza diğeri tazminat uzmanı dediği Av. Ayhan Örenel ve Av Ulvi Murat Atabey'e ayrı ayrı davalar vererek  kurum adına vekil tayin edilip davalar yürütüldü.

Tamam 27.12.2012 Tarihinde tescil için baş vuruldu. 17.09.2013 tarihinde etkinlik tescili alındı, Trabzon adına tüm etkinlik hakları bizimdir diyerek tescillerin noter tasdikli örneklerini resmi olarak  başta devam emekte olan davalarımıza, mahkemelerimize vekillerimiz aracılığıyla delil olarak sunuldu, ardından ülke genelindeki tüm Trabzon STK'larına tesciller ile resmi üst yazıyla Trabzon adına etkinlik yapma tescillerini biz aldık,  bizden izin almadan hiç kimse  Trabzon adı altına etkinlik yapamaz yapacakların bizden izin almasıyla mümkün olur yazılı üst yazılarla birlikte gönderilmişti. Bu yazıya ek Tescillerin de  görsellerini gazetelerde yayınlatarak  kamuoyuna bilgiler verildi. 
Resmi Kurum olmadan etkinlik yapamazsın diyenler 10 yıl boyunca resmi olmayan TDB Trabzon Dernekler Birliği ve üst kurum olarak  bağlı olduğumuz KASTOB Karadeniz Dernekleri Birliği ismi altında o kadar büyük etkinliklerin nasıl yapıldığı izah etmek zorundadırlar.

Ayrıca Trabzon  etkinliklerin 2011 yılında tescilini ilk alan Ankara Vakfıdır. Bu vakıftan  izin almadan 2013 yılında TDF olarak  bu etkinlikleri nasıl başlattığımız  Trabzon adına İlk Federasyon tescilini alan Bursa Trabzon Dernekleri Federasyonunun bizi kurum olarak uyarmalarına rağmen, TDF'nun Federasyon  tescilini nasıl aldığı her şeyin anlaşılması için yeterli cevap olacaktır kanaatindeyim.

SONUÇ OLARAK;
 Sonuçta  birlik kuramazsınız dediğimiz kişiler Birlik  ve Federasyon da Kurdular faaliyetlerde de bulundular, yapılamaz denilen etkinlikleri de başta Feshane olmak üzere değişik yerlerde defalarca yaptılar. Bizden izin almadan Trabzon adına etkinlik yapamazsınız dediğimiz dernekler, Federasyonlar  etkinliklerine kapalı spor salonlarında ve açık alanlarda etkinliklerine geleneksel şekilde devam ettiler.

 İl Dernekler müdürlüğüne Trabzon adına başka  Federasyon kurulamaz diye  suç duyurusuna gelen cevapta,kurulan bir Federasyonun hukukidir  cevabı geldi.

  Yine çok önemli bir hususu da bilgilerinize önemle sunmak isterim ki; Trabzon’la ilgili olarak Türkiye de bu etkinlikleri ilk defa yürürlüğe sokup   başlatan, 2011 yılında etkinlik başvurusunu yapıp  tescillerini alan ilk kuruluş olan Ankara Trabzon Vakfıdır, Bu Vakıf Trabzon valiliğince yapılan  etkinliklerin hesaplarının  incelenmesi sonucunda Vakıf etkinlik yapmaktan men edilerek, etkinlikleri elinden alındı ve bu etkinlikler üç yıldır Trabzon valilik makamı tarafından yapılmaktadır. Vakıf ise sadece normal salonlarda konser programları  düzenleyebiliyor.

FEDERASYONUN PARALARI BOŞA HARCANDI

  Federasyonun  kasasındaki paralarla; Tescil, Noter, Mahkeme masrafları, İhtarname çekme, suç üstü yapma, tutulan uzman avukatların ücretleri, vekaletler ücretleri, posta giderleri, gazetelerde tam sayfa ilan paraları, ulaşım giderleri ödenmesine rağmen yönetim kurulu üyelerinin harcanan vakitleri sonucu kazanacağız,  kurum   çok büyük tazminatlar alacak, bunları yapanlar ceza alacak,bizde rahat bir şekilde yolumuza devam edeceğiz diye açılan tüm davaların mahkemelerinin sonucunda  tamamı kaybedilmiş,  bütün bu davaların tamamını  kurumun  kaybettiği bilgisinin genel Başkan tarafından yönetim kurulundan dahil gizlemiştir. 

 Ayrıca Kaybedilen bu davalar için karşı tarafın mahkeme ve avukatlık masrafları ve kişiler veya kurum adına tazminat davaları açılıp açmadığını açıldıysa kurumun kasasından ne kadar para çıktığı konusu da başkaca bir mesele olarak bilinmelidir. Bu konuda şahsi bilgim yoktur. Açıkça söylüyorum camiamız bunlardan gerekli dersleri çıkarmalıdır 

21 Yıl gecemi gündüzüme katarak kuruma biraz daha nasıl faydalı olabilirim diye Onurumla Şerefimle Allaha olan inancımla yapmış olduğum çalışmalar sonucunda kurumum adına şahsimin  çok sayıda  ödüller almasına vesile olduğum  Kurumdaki bu şahıslar tarafından, üç yıldır yaşadığım bunca sıkıntı ve olumsuzluklardan sonra, 28 yıllık STK deneyimimle camiamıza daha fazla faydalı olmak amacıyla, 2017 yılı Ekim ayında Trabzon Dernekleri konfederasyonu kurma çalışmalarına başladım.  

TDF'nun genel başkanı  Yenikapı  etkinliği sahnesinden kamuoyuna, konfederasyonun patenti bizdedir hiç kimse konfederasyon  kuramaz,  devamında ise çıktığı  TV' lerde ve yazılı basında ve duyurularında da aynı söylemini sürdürdü. 

 Ben ise yoluma TAKADEMİ - Trabzon Sivil Kuruluşları Akademisi olarak devam ederken, bu kez yukarıca bahsettiğim kişilerce tarafıma Noterden ihtarname gönderilerek, beni sivil toplum kuruluşu faaliyetlerinden men edeceğini  tarafıma bildirdi. 

  15 -17 Ağustos 2018 tarihinde TAKADEMİ den hariç,  başka bir  kurumun ismini ve  logosunu kullanmadan TV ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın Trabzon'u fethettiği tarihte, kabri başında ve TV de okuduğumuz hatimlerin  dualarını  yapalım istedik, aynı gün Av. Ayhan Örenel vasıtasıyla Notere giderek sen Fatih Sultan Mehmet Han'ın Kabri başında okunmuş Hatimlerin duasını yapamazsın ihtarı geldi. Geriye sadece şahsım  ve çocuklarımın beslenmesi için ekmek aldığım Trabzon ismi yazan Fırınlardan ekmek alamazsın diye beklediğim  ihtardır ki olursa da artık şaşırmayacağım   

Ayrıca bu kadar paralar verilerek tutulan ve tüm mahkemelerdeki davalarını tamamını kaybetmiş olan Avukatlarının birisine yeni bir talimat vererek, düştükleri duruma çare aramak ayrıca çok önemli düşündürücü bir konudur.
Ve; Patentin,Tescilin ne olduğunu ne işe yaradıklarını hangi koşullar oluştuğunda kullanılabileceğinin  halan bilemeyen Akademik titri yüksek insanlarla uzun yıllar çalışmış olmam da kahrettiğim konular arasındadır.

      Federasyon adına yapılan iş ve eylemlerde insanları kendi emellerine göre inandırarak Kanun ve Nizam kurmaya çalışan kişi veya kişiler için üç yıldır söylediğim sözümü tekrarlıyorum. kurumda birlikte çalıştığım yönetici arkadaşlarla sorumlu olduğumuz camiada hiç kimseyle elle tutulur hiç bir sorunum olmadan, kardeşimin hastalığının dönüşü olmayacak şekilde karşımıza çıktığını,  dost ve yakın  büyüğüm  görerek paylaştığım kurumun genel Başkanı Mustafa Demir kısa tarih  sonra tarihleri aylara yıllara varan suç iddialarını beni karalayıp itibarsızlaştırmak için gıyabımda ortaya atmıştı. 

   Kardeşimin vefat süresinden sonra zamanı gelip şartlarım oluştuğunda,  iddialarını ispatlaması için yönetim kurulu huzurunda kendisiyle yüzleşmek istiyorum diye kuruma ve kendilerine yazdığım 6 resmi yazıma neden hiç birine cevap veremediğini, 

 Kanaat önderlerimizin ısrarı üzerine kurulan komisyon huzurunda yüzleşme ortamına karşıma neden gelemediğini, başkaca bir tarih neden veremediğini.

Devamında Denetleme ve Disiplin kurullarına  iki kez yazmış olmama rağmen neden denetleme, disiplin Kurullarını çalıştırmadığı ve denetim ve inceleme yaptırmadığını,  
            Danışma kurulunun yüzleşme davetine, ortaya şahitler gelirse ben gelmem demesinin, kendisini haklı çıkaracak nedenlerini açıklamadığı sürece, 

            Mustafa Demirin bana karşı bu yola neden girdiğini Allah'tan sonra bilen tek kişi kurumun Onursal Başkanı  Nurettin Turan'ın, bunların  nedenlerinin ne olduğunu  açıklamadığı sürece bu tür oyunların kurumlar ve yöneticiler arasında hiç durmadan devam edeceğini dolaysıyla Trabzon Sivil Toplum Kuruluşları üzerindeki bu belirsizliklerin hiç bir zaman kalkmayacağını, böyle huzursuzlukların her zaman devam edeceğini bir kez daha belirtiyorum. 

Saygılarımla,
Hüseyin Ayaz


ÖNEMLİ NOT:
Noter kanalıyla tarafıma gönderilen İhtar  ve ihtardaki suçlamaların yönetim kurulu kararı olmadan var olan  vekalet kullanılarak yapıldığı düşüncesiyle daha önce suçlamalarda bulunan kişilerin iddialarının ispati için karşıma gelemediği yinede gelemeyeceği aşikar olduğundan bu ihtira itibar etmediğimi muhatabını bulmadan resmi cevap vermeyeceğimi bunun da bedeli varsa onu da ödemeye hazır olduğumu Yönetim kurulu resmi kararıla böyle bir ihtar alırsam kuruma ve kendime olan saygı sorumluluğum gereği mutlak cevap vereceğimi bildirir.Bundan böyle bu veya böyle benzeri konularla daha uğraşamayacağımın bilgisini siz Yönetim kurulu üyelerine  saygıyla bildiririm.




Kaynak: Sivil hareket

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI