Bugun...


İSTANBUL KANALI İNANILMAZ BİLGİLER
İSTANBUL KANALI NATO GEMİLERİNİN KARADENİZE ÇIKMA PROJESİ Mİ? El Cevap: Bu mümkün değil Çünkü Montrö boğazlar sözleşmesine göre Sözleşme Çanakkale+Marmara+İstanbul su yolu geçişini konu almaktadır Bu güzergah Montrö sözleşmesine konudur. ayrıca Montröye göre para basmayacağı ortada olan projenin ilk taliplisi Bülent Ecevit idi Onun ömrü yetmedi.

İSTANBUL KANALI İNANILMAZ BİLGİLER
+ -

İstanbul boğazından geçen petrol tankerlerinin oluşturduğu yoğun trafik, kaza/yangın tehlikesi gerekçe gösteriliyor

İSTANBUL BOĞAZINDA GEMİ TRAFİĞİ GEREKÇE OLAMAZ
ÇÜNKÜ 2008 DEN BERİ BOĞAZDAN GEÇEN TANKER SAYISI AZALIYOR YENİ YAPILAN BORU HATLARI İLE BOĞAZDAN GEÇEN PETROL TANKERLERİ BELKİDE SIFIRLANACAK?

Bu projenin gerçek hikmeti söylenmiyor, Bunun altından büyük çapanıoğlu oyunları çıkacağa benziyor

1990 BAŞLARINDA BU PROJE YOĞUN GÜNDEMDE İDİ
Başbakan Bülent Ecevit sonradan bazı duyumları nedeniyle projeyi gündemden kaldırmıştı, 2011 yılında tekrar gündeme gelen proje amacının Montrö ile pek alakası yok, Boğaz trafiğiylede alakası yok.
Bu günlerde artık konuşulmayan Samsun Ceyhan boru hattı devreye girseydi Şimdi istanbul boğazındaki tanker tehlikesinden bahsetmemiş olacaktık.


2008 yılında devreye giren Bakü Ceyhan boru hattının neden olduğu boğaz tanker trafiğindeki düşüşler devam ediyor.

İktidarın sıklıkla gerçekleştirdiği "Yap-İşlet-Devret" modeliyle olması gündeme gelen istanbul kanalı kaç yandaşın ortaklığında gerçekleşecek? Müteahhitlere ödeme nasıl yapılacak?, Köprü, Tünel, Hava meydanlarında olduğu gibi sabit gelir garantisi verileceği aşikare belli, Bu 30-50 milyar dolarlık proje için müteahhitlere kaç yüz yıl! ödeme yapacağımız hesaplandı mı?

Samsun Ceyhan boru hattı neden gündemden kaldırıldı? Bu sorunun altında İstanbul kanalı projesi vardır deniyor

AYRICA AVRUPA BİRLİĞİ 2040 YILI İTİBARİ İLE PETROLE DAYALI TAŞIMACILIĞI ŞEHİR İÇLERİNDE YASAKLIYOR, BU NEDENLE AB HİBRİT MOTORLU ARAÇLARA GEÇMEYE BAŞLADI, Bu uygulama ile  Batının petrol tüketimi oldukça azaltacak

ÇILGIN PROJE ERDOĞANA AİT DEĞİL, İŞTE ECEVİT PROJESİ İSTANBUL KANALI HABERLERİ

Bazı iddialara göre Bulgaristan, Romanya, Ukrayna'nın güvenliğini sağlamak amacıyla ve karadenizde Rusyayı kontrol altına alabilmek için NATO gemilerinin Karadenize sorunsuz ve Sınırsız girebilmesinin önünü açmakmış, bu amaç doğru olabilir ama çaresi İstanbul kanalı asla değildir.

İSTANBUL KANALI PROJESİ NATO GEMİLERİNİN KARADENİZE SORUNSUZ GİREBİLMESİ AMACIYLA YAPILMIŞ OLSAYDI 54 KM.LİK BU GÜZERGAHTA DEĞİL 154 KM'LİK SAROZ KÖRFEZİ KARADENİZ ARASINDA YAPILMASI GEREKİYOR.

Montrö sözleşmesinde konu edilen anlaşma İstanbul+marmara+Çanakkale su yolunu ifade etmektedir.

Bu gerçekten yola çıkarak, 1990 başında proje Bülent Ecevite dayatılmış olması gösteriyorki Bu iş istanbul boğazındaki riskler değildir.
Kafaları karıştırmak için ortaya birşeyler atılıyor, Olayın emlak rantı ayağı vardır ama Bu başlı başına bir gerekçe değildir.

KULİSLERDE KONUŞULAN FAKAT ULU ORTA SESLENDİRİLMEYEN BİR PROJE "FENER PATRİKHANESİNE ÖZERK, EKÜMENİK " DEVLET STATÜSÜ VERİLMESİ

Rusyayı Ortodoks silahı ile kuşatmayı amaçlayan bu proje yüz yıllık bir ABD projesidir. 
1958 yılında Marshall yardımları kesilir, Bir DP heyeti ABDye giderek yeniden para ister ABD yetkilileri ; Bu istediğiniz parayı veriyoruz, Bir bu kadar daha destek vereceğiz sizden sadece bir istediğimiz var  "İstanbul Tarihi sur içini insandan arındırıp bize teslim edin" Kaynak: Av. Burhan Apaydın.

Bu isteğin gereği yerine getirilmedi. Daha önceleri DP Lideri A. Menderes bir röportajında Ekümenik patrikhanenin istanbulda olması bizim için bir avantajdır, Bu avantajı gereği gibi değerlendirmek için Ama fatihte, ama fatihe yakın bir yerde Patrikhaneye özerk bir devlet alanı tahsis etmemiz faydalı olur demişti.

İstanbul kanalının arkasında ekümenik patriklik olduğunu iddia edenler çoğaldı.

Günümüzde Fatih belediyesi TOKİ işbirliği ile birçok dönüşüm projesi hayata geçiriyor, Bu projelerin en önemli detayı eski mülk sahiplerinin projeye ortak olmasına izin verilmiyor, İlçeyi terk etmek zorunda bırakılıyor olmasıdır. Bu nedenle diyoruz ki; bu projeler hayata geçirildiğinde Fatihin 450 binlik nüfusu 50 bine kadar düşecektir, Bu 50 bin nüfusun çoğunluğu biz olmayacağız ve 2003 yılında TBMM'inde kabul edilen "Milletlerin kendi kaderini kendi tayin etmesi-self determinasyon" hakkı gereği Sur içinde bir referandum yapılarak Fatih ilçemiz (Yeni Roma ) adı ile özerk bir devlet olabilir. 

Marshall yardımları       İSTANBUL KANALI-1     İSTANBUL KANALI-2 




Kaynak: SİVİL AHREKET

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR
7 Yorum

ARAPLAR BİZDEN 4 YIL ÖNCE ÖĞRENDİ
04-01-2020 05:37:00

Serkut Bozkurt’un haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul ile ilgili açıklama yaparken iki noktayı öne çıkardı.

1- 2011 yılından beri Kanal İstanbul güzergahında 30 milyon metrekare arazi el değiştirdi

2- Arazileri alan ilk üç şirket Araplara ait.

Ekrem İmamoğlu’nun açıklamasından bir gün sonra da Kanal İstanbul’un satış ve pazarlaması için Arapça videolar paylaşıldı. Arapça ve Türkçe tanıtım videolarında eksik olan bilgi, tarih. Çünkü, Araplar bizden 4 yıl önce öğrenmiş.

2015 yılı Nisan ayında Arapça ve Türkçe yayınlanan Kanal İstanbul tanıtım filmi, 2018 yılında açıklanan güzergah ile aynı. Hatta tanıtım filminde daha detaylı bilgi var.

KANAL ABD PROJESİ
19-12-2019 06:12:00


Prof. Dr. Kantarcı, doğa tahribatı gerekçesiyle eleştirilen Kanal İstanbul’un 1950 yılında ABD tarafından hazırlanmış bir proje olduğunu ifade etti
İstanbul’da Küçükçekmece - Sazlıdere - Durusu koridorundan geçmesi planlanan, AKP’nin “çılgın projeleri” arasında gösterilen ve uzmanlarca eleştirilen Kanal İstanbul Projesi’ne bir itiraz da İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Doğan Kantarcı’dan geldi. Prof. Dr. Kantarcı, projenin geri dönüşü olmayan bir doğa tahribatına neden olacağını, projenin asıl sahibinin ise ABD olduğunu söyledi ve 1950 yılında çizildiği ifade edilen bir harita paylaştı. HABERE GİT 

ÖNEMLİ BİLGİLER MANZUMESİ
18-12-2019 11:31:00

Cahit Armağan Dilek  21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Enstitü Başkanı

Yıl 2005, aylardan sanırım Ocak ayı idi. Yüksek düzeyli bir ABD heyeti, Genelkurmay'a geldi. Heyet başkanı ABD Avrupa Kuvvetleri (USEUCOM) Komutan Yardımcısı Orgeneral Wald idi.

Görüşmede, ABD tarafının sunumunu teamüllerin dışında Org. Wald yaptı. Ekrana bir dünya haritası yansıttı. Dünyada değişen jeopolitik durumu ve ABD'nin pozisyonunu anlattı ve haritada Karadeniz'i göstererek şunları söyledi: ABD bütün dünya denizlerinde askeri olarak var ama sadece Karadeniz'de yok. Bu jeopolitik gerçeklere ve olayların olağana akışına uygun değil. ABD Karadeniz'de olmalı, olacak.

Peki ABD'nin Karadeniz'de sürekli ve istediği büyüklükte askeri varlık göstermesine engel olan şey neydi? Kuşkusuz bunun tek cevabı var: Montrö Boğazlar Sözleşmesi.

Montrö'nün ortadan kalkması ya da değişmesi gerekiyor ki, Org. Wald'ın dediği gibi ABD Karadeniz'de artık sürekli var olabilsin.

Peki bu değişiklik nasıl olacak? Ya sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca ya da sözleşmenin kapsadığı coğrafi alanlardaki coğrafi değişiklikle. Sözleşeme hükümleri Türkiye'nin evet demediği hiçbir değişikliğin olmayacağına hükmediyor.

Sözleşmenin kapsadığı coğrafyadaki değişikliklerden kastım ise Kanal İstanbul.

Bu haliyle gerçekten de Kanal İstanbul çılgın bir proje. Çılgınlığı şudur ki her şeyiyle Türkiye'nin kontrolüne bırakılmış Montrö'nün değişmesine ya da ortadan kalkmasına neden olabilecek.

Tarihteki çılgın projelerden biri Hazar Denizi ile Karadeniz'i bir kanalla birleştirmektir. Farz edin ki bu kanal yapıldı ve Hazar'a kıyıdaş ülkelerin savaş gemileri Karadeniz'e girdi. Veya Tuna nehrinde iyileştirmeler yapıldı nehrin geçtiği ülkelerin savaş gemileri Karadeniz'e girdi. Montrö'ye göre denetlenebilecek bir durum değil.  Sizce ne olur?


İşte Kanal İstanbul'dan Karadeniz'e çıkacak gemilerin durumu da bundan farklı olmayacak. Montrö hemen ortadan kalkmayacak olsa da tartışma başlayacak. Başlayacak tartışma ABD gibi Karadeniz'de sürekli varlık göstermek isteyen ülkelerden başkasına yaramayacak.

ABD Kırım'ın Rusya tarafından ilhakını bahane ederek NATO üzerinden bölgedeki askeri varlığını artırıyor. Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO üyeliği ile NATO'nun Karadeniz'deki varlığını artırma planları sürüyor. 

ABD Ortadoğu için kullandıkları terimi Karadeniz için de kullanıyor. Genişletilmiş Karadeniz (Greater Black Sea) kavramıyla Rusya hariç kıyıdaş ülkelerde halihazırda ABD ve NATO üsleri tesis edilmiş askeri konuşlanmalar yapılıyor.

Rusya da buna karşılık veriyor. Karadeniz hızla çatışma alanı olmaya gidiyor. Kanal İstanbul bu çatışma riskini daha da artıracak.

Bu projenin askeri-politik yönü. Ama projeye hayat veren ise devasa ekonomik boyutu.

Peki böyle bir proje nasıl iktidarın gündemine girmiş olabilir? Bunun için de Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları adlı kitaba bakmak lazım.


 
Baktığınızda gereksiz, abartılmış, ihtiyaç dışı büyük çılgın projeleri yaratılan rantlarla nasıl o ülkenin gündemine soktuklarını, o devletlerin kaynaklarını heba edip elini kolunu siyasi-ekonomik olarak nasıl bağladıklarını ve tavizler koparmak için dayatmalarda tehditlerde şantajlarda bulunduklarını görürsünüz.

Trump'ın ekonominizi mahvederiz twitini unutmayın!

Çünkü kitapta da ifade edildiği gibi, sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler o ülkeleri yönetenlere gider der ki; "Bize büyük borcunuz var. Ödeyemiyorsunuz. O zaman doğal kaynakları, madenleri, fabrikaları verin, askeri üsler konuşlanmasına izin verin!

Bu tür gereksiz ama sükse yapan büyük projeler o ülkelerdeki iktidarların iç kamuoyunda kullanacağı bir manivelya döndürüldüğünde iktidarlarca savunulur hale gelir ve uygulamaya geçirilir.

Kanal İstanbul'a bu açıdan da bakmakta fayda var. Kanal İstanbul'un çevreye yaratacağı geri dönüşü olamayan felaket sonuçları uzmanlarca günlerdir yazılıp çiziliyor. Ayrıca uzun süredir ekonomik sıkıntılarla boğuşan Türkiye'nin çözmesi gereken çok acil sorunlarının yanında üretime fabrikalara eğitime adalete sağlığa ayırması gereken paraların kat be kat fazlası olan, kamuoyuna yansıdığı şekliyle, 75 milyar doları bu projeye ayırması hiç de mümkün değildir.
 
Kanal İstanbul projesinin bütün bu veriler ışığında UTK (Uygunluk, Tatbik Edilebilirlik, Kabul edilebilirlik) testini geçip karar dönüşmesi de mümkün değil.

Kanal İstanbul konuşulurken gözardı edilen aktör ise Rusya. Rusya Montrö'nün değişmesine izin verir mi? Sözleşmenin hükümleri belki de en çok Rusya lehine bir ortam oluşturuyor ve değiştirilmesini istemeyecektir. Peki Kanal İstanbul gibi Montrö'de oldu bittiler yaratabilecek projelere ne diyecek?

Rusya muhtemelen gelişmeleri sessizce izliyor. 1936 tarihli Montrö 2. Dünya Savaşı sonrası dünya düzeninde bölgesel dengenin korunmasında kritik bir rol oynadı halen de oynuyor.

Montrö'nün değişmesi veya ortadan kalkması Karadeniz'deki dengeleri Rusya aleyhine değiştirecektir. Rusya'nın bunu engellemek adına 1945'lerde Türkiye'den isteklerini (Boğazlar'da üs verilmesi ve ortak savunulması, Montrö'nün tadili) yinelemesi hiç de şaşırtıcı olmaz.

Bu haliyle Kanal İstanbul bir çılgın projeye dönüşmemeli ve hatta hayalinden bile vazgeçilmeli. Aksi halde Türkiye Türk Boğazlarında boğazı sıkılan bir konuma düşebilir.

NERESİNDEN BAKILSA FİYASKO
18-12-2019 09:35:00

Kanal İstanbul'dan günde 150-200 gemi geçecek ve yılda 8 milyar dolar gelir elde edilecekMİŞ...

Bu hesaba göre, günlük 150-200 gemi geçeceğini kabul etsek dahi, herbir gemiden geçiş ücreti olarak ortalama 125.000 dolar geçiş ücreti alınması gerekiyor.

Boğazlardan ücretsiz veya çok düşük ücretlerle geçiş hakkı olan gemi sahipleri de salak olduğu için bu paraları ödeyerek kanaldan geçerler zaten!..

Yine milleti aptal yerine koyuyorlar...

KANAL ABD KONTROLÜNE GEÇER Mİ?
18-12-2019 09:33:00

 

BOĞAZLAR ULUSLARARASI KOMİSYON, KANAL İSTANBUL ABD KONTROLÜNE GEÇER Mİ?

Kanal İstanbul için gereken para öyle az bir para da değil. 75 milyar dolara malolacağı söyleniyor...

Montrö sözleşmesini falan bir yana bırakıp ihtiyaç duyulan kredinin de bulunduğunu düşünelim...

Halihazırda dış borcu çevirmekte, hatta faiz ödemelerini yapmakta dahi zorlanıyorken bu ilave borç yükünün dış borç çevrimini imkansız hale getirme ihtimali çok yüksek...

Böyle bir sürecin ülkeyi Osmanlı'nın son dönemindeki gibi bir Düyun-u Umumiye sürecine götürmeyeceğini kim garanti edebilir?..
Bu durumda kanalın işletme hakkı kredi veren ülkenin kontrolüne geçerse ne olur?.. kaldı ki kredi sözleşmesinde böyle bir hüküm bulunursa da şaşırmam... ne sözleşmeler gördük...

Kanal inşaası nedeniyle Montrö sözleşmesinin iptali ve boğazların kontrolünün Lozan'ın 23. Maddesi hükümleri uyarınca uluslararası komisyon kontrolüne geçmesi riskinin yanı sıra kanalın da kredi veren ülke kontrolüne geçme riski oldukça yüksektir...

Yani bir yandan boğazlar uluslarası komisyon kontrolüne geçerken, diğer yandan kanalın ABD kontrolüne geçmesi riski vardır... Erol Koçer

EROL KOÇER
18-12-2019 09:30:00

Koskoca İstanbul ve Çanakkale şehirleri boğazlar ile bölünmüş olmasına rağmen tek şehir iken, KANAL ISTANBUL'un her iki yakasında 250 bin nüfuslu iki ayrı şehir kurulacağının söylenmesi ne anlama geliyor?

Yoksa 100 yıl önce dile getirilen Doğu Trakya Cumhuriyeti için bir ön hazırlığın itirafı mı bu ifadeler...

Yeni Dünya düzeninde bölgenin planlaması bunu mu gerektiriyor?

Gerekçelerden birisi olarak Istanbul'un güvenliği öne sürülüyor. Aynı güvenlik sorunları Kanalda olmayacak mı ki, kanalın iki yakasına şehir planlıyorsunuz?

Kanal İstanbul projesi ile birilerine yeni bir rant kapısı açılmak istenirken yine birçok uygulamada olduğu gibi ülkemiz menfaatleri hiçe sayılıyor...

ABD YAPTIRIMLARI BİZE ETKİLEYECEK
18-12-2019 09:28:00

Ülkemizin Rusya'dan S400 alması nedeniyle F35 projesinden çıkarılması ve ülkemize yaptırım uygulanmasını öngören tasarı ABD senatosunda kabul edildi...

Rus doğalgazını avrupaya taşıyacak olan ve yeni tamamlanan, yakında Putin'in de katılımıyla açılacak olan doğalgaz boru hattı da yaptırım kapsamında...

Tasarının Trump tarafından onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor...

Bunun yanısıra ABD tarafından Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne uygulanan silah ambargosu da kaldırılıyor...

ABD'nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden bir askeri üs talebi olduğunu ve bu konuda çalışmaların devam ettiğini de biliyoruz...

Geçen hafta ABD temsilciler meclisinde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısını da bu gelişmelerden bağımsız bir hamle olarak değerlendirmemek gerekiyor...

Biz ne yapıyoruz?...

ABD'nin bölgedeki planları doğrultusunda hareket ediyor, Trump'ın talimatıyla Suriyelilere vatandaşlık veriyor, yine ABD talebi doğrultusunda Montrö sözleşmesini ortadan kaldırma riskini göze alarak Kanal İstanbul projesini hayata geçirmeye çalışıyoruz...

Akıl alır gibi değil ancak ne yazık ki durum bu...
EROL KOÇER

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI