Bugun...


"SAANEN KEÇİ PROJESİNİ YETERİNCE ANLATAMADIK."
“Artvin”, henüz tanımı yapılamamış çok farklı bir sevdanın adıdır. Asırlar önce zorunlu nedenlerle göç etmiş Artvinlilerin 3-4 kuşak torunlarını bile hiç görmediği Artvin’i, Artvin’de yaşıyormuş gibi ilçe ilçe, köy, köy mahalle mahalle eski yeni adlarıyla bilmeleri inanılmaz bir sevdanın müptelası yapar.

"SAANEN KEÇİ PROJESİNİ YETERİNCE ANLATAMADIK."
+ -

BOZKURT; “ARTVİN’İN ZENGİNLEŞMESİ SEVDAMIZDIR.”
"SAANEN KEÇİ PROJESİNİ YETERİNCE ANLATAMADIK."
“Düşmemişsen bir sevdanın peşine
Özün düşman olur kendi özüne…”
-Şota Rustaveli-

Bursa, İstanbul, Yalova, Samsun, Ordu, Kocaeli, Adapazarı, Düzce ve Türkiye’nin birçok ilinde asır öncesi göç eden Artvinlilerin torunları yaşamaya devam eder. Aynı zamanda bu insanlar hatıralarda, kimi de bizzat dede toprağına gelerek Artvin’i yüreğinde yaşatmaya devam eder.

Bu Artvin yürekli insanlarla zaman zaman Artvin’de yada başka ilde karşılaşır, Artvin üzerine saatlerce sürecek sohbetler yapılır. Artvin için hep birlikte ne yapabiliriz? Artvinimizi nasıl en güzel yerlere taşıyabiliriz? Artvin nasıl kurtulur?”un tartışması, fikir alışverişi yapılır.

Artvin yürekli çok değerli büyüğümüz Rüştü Bozkurt, Artvin’e gelerek dostu MHP İl Eski Başkanı Zafer Aydemir ile birlikte Artvin Faal Gazeteciler Derneği’ni ziyaret etti. Dernek Başkan Yardımcısı gazeteci Sami Özçelik ile Artvin, Türkiye ve Dünya temalı sohbette bulundu. Elbette ki ana tema genel itibarı ile Artvin’di..

Bozkurt, 1964 yılından beri gazetecilik yapmış, halen Dünya gazetesinde köşe yazarlığı ve teknoloji sayfasını yaparak gazeteciliğe devam ediyor.Gazetecilikte yarım asrı devirmiş bir duayen aslında. Bu özelliğinden dolayı derneğimizi ziyaret etmesi ayrı bir önem arz etmektedir. 54 yıldır, durmadan yazan, okuyan, araştıran ve fikirleriyle proje üreten Rüştü Bozkurt, Artvin ziyaret, sonrası kaleme aldığı bir yazısını sadece Artvin’de yaşayan Artvinlilerle değil, Türkiye’de yaşayan ve Artvin sevdası taşıyan Artvinlilerle paylaştı. Sayın Rüştü Bozkurt’a teşekkür ederek yazısını siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.


……
Teknoloji ne zaman çözebilir bilemiyorum, ama insan doğasının “geçmişle bağlantısının” dinamiklerini çözülmesi en güç olanlardan biri olacaktır. İnsanın kendi zihnini nasıl beslediği, düşüncelerinin nasıl oluştuğu, nasıl karar verdiği, kararlarını uygulamaya nasıl taşındığının sırrı öğrenilirse hayatımız derinden etkilenecektir.

Artvin ’le ilgimin özünde, kendisi on yaşındayken, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda köyünden kopan, “Unutulan Göçü” 10 yaşlarındayken yaşamış, ölünceye kadar köyünün özlemiyle yanıp tutuşmuş Hato Nene’nin anlattıkları vardır.
Şavşet’ de Hevicurul(Çağlayan), Zakiyet( Yağlı) Bazgiret(Maden), Zios( Tepebaşı) ve Ube (Oba) ve Daba(Demirci)köylerini, köylerde yaşayan kadım sülale adlarını hep Hato Nene’nin özlem dolu öykülerinden öğrendim.

Kendimi bildim bileli Niksar Ovası’nda Kömüşlük ile Yaylacık Dağları’ndaki Güllük yakınındaki obamız arasında ailenin hayvanların peşindeydi. Çocuk yaşlarında yitirdiği oğlunun adını bana verdiği için, “Ola Rüşdii” diye seslenirken yüreğindeki acıyı hissederdim.

Hato Nene, 1867 yılında doğumundan 1967’deki ölümüne kadar bir asır Artvin özlemiyle yaşadı.

Artvin bizim özlemle ve özenle bağlandığımız dede toprağıdır; Niksar’ın Sorhun köyü zor zamanlarda bizi bağrına basan, varlığımızı koruduğumuz, neslimizi sürdürdüğümüz, mal ve mülk sahibi olduğumuz ve kültürümüzü yaşattığımız vatan parçasıdır.
Ülkemizin çok değişik yerlerinde maddi ve kültürel zenginlikler üreterek insanların yaşamını kolaylaştırmak için aklım nelere yetiyorsa onu insanlarımızla paylaştım. Kimi zaman Hakkari’ de hayvan yetiştirmenin peşine düştüm; kimi zaman Akhisar’ da zeytin yetiştirmenin sorunlarıyla uğraştım; doğaltaş üreticilerinin dertlerini dert edindim; mobilyacıları geleceği inşa etmeleri için uyardım; küçük ve orta ölçek işyeri yöneticilerinin sorunlarını kendime dert edindim; Artvin’i ve sorunlarına uzak durmam ise insan doğama ters düşerdi.

POTANSİYELLERİ İYİ BİLMEK

Ne zaman Artvin’le ilgili bir fırsat bulsam, bu kadim dede topraklarında nüfusun 150 binin çok altına inmemesi için neler yapabileceğimizi sorgularım. Gazeteci Sami Özçelik’le söyleşirken, üniversitedeyken öğrencim olan Orhan Yavuz’la tartışırken, MHP Eski İl Başkanı Zafer Aydemir’le sohbet ederken, AKP eski Milletvekili İsrafil Kışla’yı ziyaret ederken, Hopa Ticaret Odası yetkilileriyle söyleşirken, Borçka’da Lapera konaklama tesislerininsahibi Şenol Taban’la dertleşirken, İsmet Acar’la seyrekte olsa da bir araya geldiğimizde Artvin’in geleceği hep öncelikli tartışma konumuz olmuştur.

Artvin’i dert edinenlerin ortak konuları var: Bu yörenin doğal zenginliklerini, insanların gezip öğrenmesine açacak konaklama ve diğer hizmet altyapıların her zaman öncelikli potansiyeldir. Çünkü biliyoruz ki, Artvin’in gölleri, dereleri, ırmağı, yaylaları sağlam varlıklarından biridir.

Yurdumuzun hemen her ilinde, turizmle zenginlik üretme düşü vardır. Tokat’a giderseniz, size “900 metrede 9 asrın ayakta duran eserleri” anlatılacaktır. Bolu’ da doğal güzellikler, göller, kaplıcaların potansiyellerinden dem vurulacaktır. Eskişehir ve Kütahya’da Frigya Vadisi’nin önemi üzerinde durulacak; yöre kaplıcalarının potansiyelleri anlatılacaktır.

Tokat Valisi ve Belediye Başkanı bu konuda neler yapılması gerektiğini sorduklarında, “Uzmanı olmadığımız alanda söz söylemem. Dilerseniz Halim Bulutoğlu’nun birikimine inanırım. Kendisini getirelim konuşalım” dedim. Bu öneri hayata taşındı; gerçekten de turizm konusunu nasıl ele almak gerektiğini öğrendik.

Artvin’i dert edinen dostlar “turizmin yaratacağı zenginlik” konusunu gündeme getirdiklerinde; bir çalıştay yaparak, “ Artvin’de turizmi geliştirme stratejisi” belirlenmesini, stratejinin paylaşılmasını, ildeki insanların ortak bir görüşte birleştirilmesini öneriyorum. Eksik ve yanlış bilgilerle, doğru yöntemler geliştirilemiyor; etkili sonuçlar alınamıyor. O nedenle, Artvin’de “turizm potansiyeli ve potansiyelin zenginlik üretimine dönüştürülmesini” çok sesli ortamlarda tartışarak düşünceleri olgunlaştırmalıyız.

HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ VE REKABET

Bir fikri hayata taşımanın yarısı bilgiye dayalı fikir üretmekse, diğer yarısı da fikri hayata taşımanın metodunu; yol ve yordamını gerçekçi biçimde belirleyerek paylaşmaktır.
Artvin’de potansiyel olarak altı çizilen diğer alan “HAYVANCILIK”. Bugününün küresel rekabet alanında nasıl bir hayvancılığın Artvin insanına katkısı olacağı üzerinde epey emek ve zaman harcadım. Artvin’in doğası kaba yem - yonca ve sılaj- üretimi için uygun değildir. Artvin’in rekabette karşılaştırmalı üstünlük yaratacak meraları yoktur. Özellikle büyükbaş hayvan konusunda son yılda çok önemli denemeler yaşandı; birikimler oldu. Günümüz rekabet koşullarını dikkate alan hayvancılık işletmeleri gerekir; gelenek taassubuna dayalı hayvancılık başarılı olamamaktadır.

“SAANEN KEÇİSİ YETİŞTİRME PROJESİ” 
YETERLİ YANKI UYANDIRMADI, ÇÜNKÜ…

Başından beri “örgütlü hayvancılık işletmelerine” yakın duran bir insan olarak, binin ürerinde hayvan yetiştiren çiftliklerin önemli bir bölümünü yerinde görerek bilgi aldım. Yem bitkilerinin “ithal bağımlılığı”, masif yem fiyatlarının yüksekliği örgütlü hayvancılık işletmelerinde umulan gelişmeyi yaratamadı.

Artvin’de küçükbaş hayvancılığı üzerinde bir çalışma da yaptım. “SAANEN KEÇİSİ YETİŞTİRME PROJESİ” hazırlayarak birçok insanın dikkatine sundum… Bir metot eksikliği yapmış olmalıyım ki, gerekli yankıyı bulmadı. Yörenin özel bir peynirinden, çocuk maması merkezi olmaya uzanan bir projenin olabilirliği ve olmazını tartışmayı bir kez daha öneriyorum. Beni bir başkasının ikna etmesine, Artvin de hayvancılıkla ilgili işlerliği olan projenin meraya çıkmayan küçükbaş hayvan projesi olduğuna inanıyorum.

ORGANİK TARIM MI?

Artvin’de “organik tarım” çok sınırlı olabilir; ölçeklendirme sorunları nedeniyle, birikim yeteneklerini koruyan ve uzun dönemli gelecek yaratan bir iş alanı olamaz diye düşünüyorum. İlgili uzmanlarıyla bu konunun tartışılmasının düşünce netliği kazandıracağı kanısındayım.
“Eğitim ve üniversite-odaklı kentsel gelişme” dünyanın her yerinde çok tartışmalı bir sorun haline gelmiştir. Yine de konuyu bilenlerle yapılacak kapsamlı bir sorgulama “aşırı beklenti yaratmayı” önleyecektir.

Düşünce geliştirmek için sürekli tartışmaya ihtiyacımız var… Düşünceleri kaliteli fikre dönüştürmek için ayrıntı bilgisi olmazsa olmazımızdır. Bilgiye dayalı fikirlerimizi projelere dönüştürmek için bütünsel yaklaşımlar önyargı ve yerleşik doğruların tuzaklarından bizi uzaklaştıracaktır. Fizibilite çalışmaları projelerin ayaklarını yere sağlam bastıracaktır. Öngörme ve önlem alma ciddiyet iş yapmanın namusudur. Proje uygulamaların gözetim ve denetimi ise kaynak israfını önleyecektir.

İnsanların düşündükleri, olgunlaştırdıkları fikirler her zaman tartışmaya açıktır. En tehlikeli tutum, “ bildiklerimizin tek doğru” olduğuna inanmaktır… Doğruyu tartışarak, ortak akılla yaratabiliriz. Bugünlerde ortak akla her zamankinden daha çok ihtiyacımız var….”

HABER: SAMİ ÖZÇELİK




Kaynak: TC. Sami Özçelik

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI