Bugun...


TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası
“TrabzonPark’ın düşüşü ve gerçekler” başlıklı yazımızı yayınladıktan sonra gelen sözlü ve yazılı dönüşlerin haddi hesabı yok. Söz konusu yazı, konuyla ilgili olan kişiler arasında bir tür kamuoyu yoklaması gibi oldu.

TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası
+ -

“TrabzonPark’ın düşüşü ve gerçekler” başlıklı yazımızı yayınladıktan sonra gelen sözlü ve yazılı dönüşlerin haddi hesabı yok. Söz konusu yazı, konuyla ilgili olan kişiler arasında bir tür kamuoyu yoklaması gibi oldu. Ne yazık ki gelen dönüşler arasında “Oh olsun” modunda olanlar da vardı. Bu üzücü bir durumdur, çünkü sebebi ve müsebbibi ne olursa olsun kayıp Trabzon’un hanesine yazılmaktadır. TrabzonPark’a gitmesek de kalmasak da...

Bu arada TİAB cenahından da bir mesaj geldi ve yazıdaki görüşler doğru olsa bile zamanlamasının yanlış olduğu kanaatini ifade etti. Buna katılmıyorduk, devam eden meşru mücadelede bizim yazının olumsuz bir etkisi olamazdı. Mesele Trabzon Dernekleri Federasyonu’na ithafen yapılmış “peynir-tereyağı” benzetmesiyse bu ifadeler çoktan söz konusu kurumun yetkili isimlerine gitmişti. Bunun için bizim yazıp yazmamamıza gerek yoktu. Fakat TDF Genel Başkanı İsmail Şatıroğlu böyle şeylere takılacak biri değildi. Dernekçiliği tartışılabilirdi ama kendisi hemşehrileri için elinden geleni yapan bir insan olarak biliniyordu. Sonra biz TİAB hakkında doğru zamanlarda doğru yerlerde yanlışları defaatle dile getirmiş, kaleme almıştık ama sesimizi kendilerine duyuramamıştık maalesef.

Bir önceki yazımızda -her fırsatta olduğu gibi- örgütlü toplumun önemine vurgu yapmıştık. Bu ülkede TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş adamları derneği) adında bir dernek var. Her biri büyük servet ve itibar sahibi insanlar neden bir dernekte toplanır da onca insanla uğraşıp başlarını ağrıtırlar? İşte bu örgütlü toplumun önemine vakıf oldukları için. Siz TÜSİAD’ın elindeki bir araziyi devletin bu kadar kolay alabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Ne yapar bu TÜSİAD üyesi kişi ve kurumlar? Sosyal sorumluluk projeleri geliştirip uygularlar, kültür ve sanata yatırım yaparlar. Böylelikle toplumda kök salarlar, kendilerine bir taban oluştururlar. Oradan güç alırlar. Bunu da peynir-tereyağı değil, başka şeyler satarak yaparlar. İtibar ve pozisyonlarından da hiçbir şey kaybetmezler. TİAB da elindeki imkânlarla başta tabii ki Trabzonlular olmak üzere bütün topluma yönelik sosyal sorumluluk projeleri uygulayabilir, bu da onları çok daha güçlü kılardı.

Zararın neresinden dönülse kârdır, kaldı ki TrabzonPark’ın düşüşü üzücü olsa da –tabii bu tasarrufun kesinleştiğini varsayıyoruz- dünyanın sonu değildir. Odağında Trabzon ve Trabzonlular olan sonsuz sayıda proje geliştirilip uygulanabilir. Sonuçta caz festivali, sinema günleri, klasik müzik konserleri düzenleyen kurumlar bu şekilde hem prestij kazanıyorlar, hem toplumda taban oluşturuyorlar hem de kâr ediyorlar. Bedava değil ya bu etkinlikler...

Bunun için TİAB’ın imkân ve kaynakları fazlasıyla mevcuttur. Yeter ki niyet ve irade olsun.

Bu arada: Yazının baş tarafında bir önceki yazı için fazla sayıda dönüş olduğunu söylemiştim ya. Hiçbiri medya konusundaki şikâyetlerimiz hakkında tek kelime etmedi. Hiç şaşırmadım doğrusu. Basın mensubu hedef kitlesinin dikkatini çekmek için mutlaka kötü ve rahatsız edici şeyler yazıp çizmek zorunda kalıyorsa kimse kusura bakmayacak, iğneyi önce kendine batıracak. Bakmayın bizim öyle bir tabiatımız yok da rahmetli dedemin tabiriyle biz deyip biz işitiyoruz. Makalenin devamı

SÖZ KONUSU ÖNCEKİ YAZI İÇİN TIKLAYINIZ   

TRABZONLULARI TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR




Kaynak: BÜLENT ŞİRİN

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI