Bugun...
ÇIKIŞ YOLU...


Misafir Yazar
balatfener@gmail.com
 
 

Ülkemiz yıllardır giderek artan bir şekilde cari açık veriyor ve özelleştirmelerle kapatılamayan cari açık nedeniyle dış borçlanma yapmak zorunda kalıyoruz...

Cari açığı dış borçla kapatabilmenin bir tek yolu vardır; aldığınız dış borçla dış ticaret açığını kapatmaya yönelik üretim artışı sağlamak...

Peki biz yıllardır ne yapıyoruz?...

Sürekli borçlanıyoruz...

Dış ticaret açığımız azalmıyor, sürekli artıyor... çünkü, bu borçları üretimi artırmaya yönelik kullanmıyoruz...

Borcun faizini ödeyebilmek için dahi yeni borç bulmak zorunda kalıyoruz...
Vehamete bakın ki, uluslararası para piyasalarından yeni borç bulmayı büyük başarı, borç bulabilecek olanları milli kahraman olarak görüyoruz...

Akla zarar yatırımlar yapıyoruz...
Uzun süre ihtiyacı karşılayacak havalimanımızı yıkıp yenisini yapıyor, devlet hastanelerimiz varken şehir hastaneleri yapıyoruz...

Petrol ithal eden bir ülke olarak toplu taşımaya ve demiryolu ağlarına öncelik vermemiz, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmamız gerekirken, ilkyatırım ve işletme giderleri oldukça yüksek olan otoyol yatırımları yapıyor, elektrik üretimi için doğalgaz çevrim santrallerini teşvik ediyoruz...

Lale devri aymazlığı ile milyar dolar harcayıp saraylar yapıyor, şehirlerimizi ithal lalelerle süslüyor, her yıl otoyol çevrelerinin peyzajını yeniliyoruz...

Ülke nüfusunun büyük bölümü açlık sınırının altında yaşamaya mecbur iken, en fazla dış yardım yapan ülke olmakla övünüp, bu konuda ABD'yle boy ölçüşüyoruz...

Örnekleri çoğaltmak mümkün... ilk aklıma gelenleri sıraladım...

Ekonomimizin gerçekleri bunlar iken, saçma sapan popülist söylemlerle halâ milletinizi kandırmaya devam ediyorlar...

Tarım, turizm, madencilik gibi konulardan söz ettiğimiz zaman çok bilmiş ekonomistler bizi eleştirip, geri kafalılıkla suçluyor, "katma değeri yüksek teknolojik ürünlere ve bilişime" yönelmemiz gerektiğini söylüyorlar...
Sanki bu ürün ve hizmetleri yapacaklar da biz buna engel oluyormuşuz gibi...

Oysa her alanda çok şeyler yapılabilir ve birçok konuda avantajlı bir ülkeye sahibiz...

Tarım dediğimizde burun kıvıranlar, yaklaşık Konya büyüklüğünde olan Hollanda'nın bizim toplam ihracatımızın üzerinde tarım ürünleri ihracatçısı olduğunu görmezden geliyor...

Turizm dediğimizde alay edenler, St. Peterburg'un sadece Hermitage müzesi sayesinde, Paris'in Eyfel kulesi sayesinde ülkemizden daha çok turist çektiğini görmüyor...

Elbette sadece bu alanlara ağırlık verilmelidir demiyorum... her alanda yapabileceğimiz, yapmamız gereken çok iş var... tabi ki teknoloji alanında da...

Birçok alanda dünyaca isim yapan Türkler neden genellikle yurtdışında? Hatta bunların önemli bir kısmı neden ABD'de?

Gelişmiş ülkeler uzun zamandır üstün zekalı çocuklar için özel programlar uyguluyor, bilim ve teknolojide bu insanlar sayesinde önemli başarılar elde ediyorlar...

Yakın geçmişte bizde de böyle bir çalışma başlatıldı ve tespit edilen bir grup üstün zekalı çocuk özel bir eğitim programına alındı...
Öyle ki bu çocuklar arasında IQ seviyesi Einstein düzeyinde olanlar vardı...

Sonra ne mi oldu?

Bazı gerekçelerle bu program durduruldu, o üstün zekalı çocuklar aileleriyle birlikte ABD'ye götürüldü...

Bir konudan başka bir konuya atlamışım gibi görünebilir... Oysa bu yazdıklarımın hepsi birbirine bağlantılı konular...

Cumhuriyet kurulduğunda yüzyılların geri kalmışlığını kısa zamanda telafi etmeye çalışan bir önderimiz vardı... ve Atatürk gerçekten az zamanda çok büyük işler başarmıştı... hedefi muasır medeniyet seviyesini yakalamak değil, onun üstüne çıkmaktı...

Ülkeyi bulunduğumuz uçurumun kıyısına getiren işbirlikçiler önce onun fikirlerini unutturdular...

Amerika'yı yeniden keşfetmemiz gerekmiyor. Kurtuluş reçetesi bellidir... Bu cendereden kurtulmanın yolu, yine onun çizdiği yoldur...
Yani üretim seferberliği ile az zamanda çok işler başarmak...   EROL KOÇER

 

 





YORUMLAR

EMİN ATEŞ
28-11-2019 11:21:00

Emin Ateş "KALKINMA" mı dediniz?..
En akıllıca kalkınma modeli özkaynaklara dayalı bir kalkınma modelidir.
Öyleyse böyle bir kalkınma modelinde bu özkaynaklar stratejik önem arzetmelidir...
Benim gözlemlediğim ise ülkemizde tam tersi olmuş, yıllardır stratejik önem arzeden bu özkaynaklar hoyratça tahrip edilmiş ya da hiç bir destek, koruma görmemiş, dış güçlere karşı savunmasız bırakılmıştır. Bunların başında da milli anlamda sanayi ve teknoloji, madencilikv, turistik değerler ve turizm, tarım, hayvancılık, akarsu ve denizler ile ormancılık gelir... Belki "geriye ne kaldı ki" diyeceksiniz...
Sağlık, eğitim ve adalet mi dediniz?..
Birincisi sağlık, ticari meta haline geldi, pazarlanıyor,
ikincisi eğitim, dünyada sonlardayız, tam bir yaz boz tahtası, evlere şenlik...
Üçüncüsü Adalet... Bizim mahallenin en güzel kızıydı. O da kaçtı. Şimdi artık kocasının ağzıyla konuşur oldu..
Bu ülkede yıllardır üreterek kalkınma yoktur. Sömürenler ve sömürülenler ile bir de kendisini kollamaya çalışanlar vardır.
Halkın milli ve dini duyguları sömürülüp ranta çevrilmiş hatta bu ülkenin, bu milletin değerleri, kaynakları ve emekleri yabancı şirketlere ve onların yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilmiştir...
Gelişmekte olan ülkelerde, 3.sınıf demokrasilerde olayların muhasebesini yaparken her zaman için uluslararası bir üst aklın varlığını da hesaba katmazsak sonuç hep yanlış çıkar, taşlar yerine oturmaz...
Geldiğimiz nokta herkesçe malum. Özet olarak söylersek, bu ülkeye, bu milletin evlatlarına yıllardır üst üste yapılan bu kadar kötülük tesadüf olamaz, "Öyleyse bir kalkındırma değil,yıllara yayılan bir çökertme stratejisi izlenmiştir" ...
Temmuz 2018

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI