Bugun...


Ankara bozkırında ODTÜ ormanı
MİMARLAR ODASI BASIN AÇIKLAMASI: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİN ÖZGÜRLÜKÇÜ VE DEMOKRATİK YAPISINA YÖNELİK BASKILARA SON VERİLMELİDİR 09 Temmuz 2019

Ankara bozkırında ODTÜ ormanı
+ -

3 Aralık 1961 tarihinde ilk kez gerçekleştirilen Ağaçlandırma Şenliği ile başlayan seferberlikle 4500 hektar büyüklüğündeki arazisinde dünyanın kent bölgesinde insan tarafından yapılmış en geniş kapsamlı orman ekosistemini yaratan Orta Doğu Teknik Üniversitesi; Ankara’nın bozkır ve kıraç topraklarında orman alanının yanı sıra, bina ve yaya yolları yakın çevreleri ile ortak yeşil alanları ile karasal iklim koşullarına uygun doğal bir peyzaj dokusu oluşturmuş; yok olmaya yüz tutmuş pek çok canlı türü için önemli bir doğal çevre oluşturmuştur.

Uzun yıllar devam eden bu özverili çalışmalar sonucunda oluşturulan ODTÜ Ormanı; Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 6 Mart 1995 tarihli ve 316/ 3895 sayılı kararıyla Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir.

Kimi yerleri arkeolojik sit alanı, kimi yerleri ise doğal sit alanı olarak derecelendirilen 3100 hektar genişliğindeki ODTÜ Ormanı’nın koruma güvencelerinin ortadan kaldırılması yönündeki girişimler ise; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2011 yılında doğal sit alanları, milli parklar, tabiat parkları ve diğer koruma alanları ile ilgili olarak yetkili kılındıktan sonra hızlanmıştır. Kamu eliyle yapılan müdahaleler yoluyla yerleşke alanını etkileyen ODTÜ arazisi sınırları içinde kalan ve çeşitli kamu kuruluşlarınca kullanılan pek çok yapı yapılmıştır.

Kentin İncek, Oran ve Bilkent bölgelerinde sermaye yararına ulaşım altyapısının sağlanması amacıyla üniversite yerleşkesindeki doğal sit alanlarından geçen ODTÜ Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı Arasında Bağlantıyı Sağlayacak Yol İnşaatı ile yakın dönemde yeniden gündeme gelen yapılaşma süreci; 21 Mayıs 2018 tarihinde Gençlik ve Spor Bakanlığı Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile imzalanan, ODTÜ Kampus Alanı içerisindeki Kavaklık olarak bilinen 40 dönüm arazinin Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü’ne 49 yıllığına bedelsiz olarak tahsisi ile sürdürülmektedir.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılamak üzere yapılacağı belirtilen yurt yapıları; koruma kurallarını ve bilimsel planlama ilkelerini yok sayan bir anlayış ile ilgili kesimleri sürecin dışında bırakarak Rektörlük ve Kredi Yurtlar Kurumu arasındaki işbirliği ile planlanmıştır.

Proje; öğrencilerinin, akademisyenlerinin, çalışanlarının ve kentlilerin katılımıyla uzun yıllar gösterilen çabalar sonucunda bozkırı yeşerten; temel insan hak ve özgürlüklerini koruyan, toplumsal ilerlemenin ve gelişmenin öncüsü olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin özerk, özgürlükçü ve demokratik yapısına aykırı biçimde yürütülmektedir.

8 Temmuz 2019 tarihinde ise; nitelikli planlama ve mimarlık uygulamaları yoluyla elde edilen ve geleceğin mirasını oluşturan üniversite yerleşkesindeki doğal çevrenin ve taşınmazların yapılaşma alanlarına dönüştürülmelerinin önünü açan; yaşanabilir çevre hakkını engelleyen, doğal dokuyu tahrip eden projeye ve merkezi-yerel yönetim politikalarına karşı üniversite bileşenlerinin gösterdiği direnişe; yerleşkeye giren güvenlik güçleri müdahale etmiştir.

Aidiyet ve kimlik duygularının mekânsal ifadesi olan kentsel alanlara, ODTÜ Ormanına ve Yerleşkesine sahip çıkan ve toplumsal talepleri demokratik duyarlılıklar çerçevesinde iletenlere karşı güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddet ve temel insan hak ve özgürlüklerine yapılan hukuksuz müdahaleler kabul edilemez.

Mimarlar Odası olarak; yükseköğretim kurumlarının ve ODTÜ’nün özerk, özgürlükçü ve demokratik yapılarına yapılan müdahale ve baskıları reddediyor, sürecin takipçisi olacağımızı önemle vurguluyoruz.

TMMOB MİMARLAR ODASI




Kaynak: SİVİL HAREKET

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

55 MİLYON AĞAÇ KATLEDİLDİ
09-07-2019 18:57:00

55 milyon ağacı yok ettiler: ÇMO 2019 İstanbul Çevre Durum Raporu tahribatı ortaya çıkardı
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi hazırladığı 2019 İstanbul Çevre Durum Raporu'nda, İstanbul'un en önemli çevre sorunu olan su, hava, atık başlıklarında ölçüm yapılmadığı için çözüm geliştirilemediğine değindi. Atık yönetimi planlaması yapılamadığı için tonlarca atık ithalatı yapıldığına dikkat çeken ÇMO, atık depolarının çok uzakta olmasının maliyetleri arttırdığını belirtti.

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi 2019 İstanbul Çevre Durum Raporu'nu yayınladı. Rapor; hava kirliliği, su ve atık su, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği gibi başlıkları ayrıntılı bir şekilde ele alırken; geçtiğimiz yıllardan farklı olarak İstanbul'un atık yönetimi (İstanbul Sıfır Atığa Hazır mı?), altyapı sorunları, asbest riski ve İstanbul`da iklim değişikliği konularını da içeriyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

ÇMO'nun raporuna göre İstanbul katı atık yönetimini planlama hususunda oldukça geri bir konumda. Hiçbir uygulamanın (geri dönüşüm dâhil olmak üzere) tek başına çevre dostu olmadığını aktaran ÇMO, örnek olarak İstanbul gibi büyük bir şehirde atık toplama sisteminden kaynaklı olarak kimi materyallerin geri dönüşümünün sağlanması (özellikle toplama, aktarma ve kalıcı depolama sahalarına ulaşım sırasında harcanan enerji hesaplandığında) yakma yoluyla bertaraftan dahi daha yüksek bir karbon ayak izine sahip olabileceğini verdi.

İstanbul’un atık kompozisyonun net şekilde bilinmediği ve bu konudaki en son verilerin 2009 yılına ait İSTAÇ verileri olduğunu söyleyen ÇMO, bu sebeple sağlıklı bir atık yönetim planının oluşturulamadığını belirtti. Mevcut aktarma ve depolama alanları şehir merkezlerden fazlasıyla uzakta:

Atılan her atık, depolanmak için 100 km’yi aşan bir yol gidiyor. Bu da atık yönetim maliyetinin çoğunun taşımaya gitmesine neden oluyor. ÇMO ayrıca mevcut atıkların ayrıştırılmaması sonucunda atık ithalatının her geçen gün arttığından, her yıl 10 ülkeden tonlarca atık plastiğin ithal edilmesinden yakındı.

Atık kompozisyonlarının derhal belirlenmesi ve yeni yönetim planlaması yapılmadan bu sorunun çözülemeyeceğinin altını çizen ÇMO, konuyla ilgili adım atmaya çağırdı.

27,5 MİLYON AİLENİN OKSİJENİ KESİLDİ

Türkiye’de son dönemde 550 bin hektarlık orman arazisi maden ve turizm tahsisleri gibi kullanımlar nedeniyle yok edildi. Bu alan, İstanbul’un yüz ölçümünden fazla. Yok edilen ağaç sayısı ise 55 milyonun üzerinde. İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeni kesildi.

İNŞAATLAR İÇİN AĞAÇLAR KESİLİYOR

Üçüncü havalimanı inşaatı için 13 milyon ağaç kesildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlatılan İstanbul Bölgesi 3. Havalimanı projesi ÇED raporunda kesilecek ağaç sayısının 2 milyon 500 bin olacağı belirtilmişti. Fakat kesilen ağaç sayısı 13 milyon olarak saptandığı açıklandı. Kuzey Ormanları Savunması’nın (KOS) yapmış olduğu analize göre 2012-2019 yılları arasında havalimanı proje sahasında 8 milyon, inşaat için açılan 2 taş ocağı için en az 1 milyon 200 bin, havalimanına giriş sağlayan Kuzey Marmara Otoyolu için 3 milyon 700 bin ağaç kesildiği tespit edilmiştir. Bakanlık bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmadığı gibi devam eden projenin İstanbul’un kuzeyini yeni yerleşimlere de açacağı gerçeğinden hareketle kuzey ormanlarından milyonlarca daha ağacın kesileceği öngörüsünde bulunmak teknik açıdan yanlış olmasa gerek.

ÖLÇÜM YAPILMIYOR

İstanbul’da yaklaşık 2 milyon nüfusun yaşadığı bölgede ölçüm 2018 yılında neredeyse hiç yapılmamış, bu bölgede solunan havanın kirlilik durumu tespit edilememiştir. Ayrıca, İstanbul’da ölçüm yapılan fakat güvenli veri alımının olmadığı ilçelerde yaklaşık 6 milyon kişi yaşamaktadır. Özetle, İstanbulluların yarısının soluduğu havaya dair yorum yapılabilecek yeterli veri toplanamamıştır.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI