Bugun...


Ülkede Balıkçılık Can Çekişiyor
1 Ekimde sona eren Av yasağı sonrası denize açılan büyük deniz motorları Gırgırlar limana eli boş dönüyor sezonun en önemli balığı Palamut hala tezgahlarda yok, Lüfer ize çok az, Geçmişte bol bol yakalanan TORİK, Kofana, Uskumru artık ithal balıklar sınıfına dahil oldular.

Ülkede Balıkçılık Can Çekişiyor
+ -

Teknolojinin gelişmesi sonucu Sonar-Radar, Uydu gözlemleri ile balığı takip eden balıkçılar balığa göz açtırmıyorlar. Teknoloji kullanımı hiç bu kadar zarar verici olmamıştı. üç aylık balık avı yasağı yetmediği ortaya çıktı, bu konuda yeni önlemler almaz isek balıkçılık hepten ölecek. 

Sahillerimizde, Hatta Haliçte, Marmarada sığ sularda Trol denilen "Deniz dibi taranarak" yapılan balıkçılık Balığın neslinin tükenmesine sebep olmaktadır. Trol balıkçılığı  açık denizde derin sularda yapılmasına izin verilmiş, Derin sularda balık olmadığı için trolcüler sahilleri yağmalamaya devam ediyor.
Trol engellenmez ise 5-10 seneye kalmaz Türkiye balıkçılığı biter, Kuzey karadenizde yumurtlayan Hamsi yoğun avlanma nedeniyle sahillerimizi terk edebilir.

Balık av yasakları acilen ve denetlenebilir önlemlerle hayata geçirilmeli, Balıkçı tekneleri 7/24 çalışan nagivasyonlarla nerede avlandığı tespit edilebilir.

Birçok balık türü yavru ilekn yakalanmaktadır Bu acilen terk edilmeli, 70'li yıllarda Karadenizin doğusunda istavritler palamut büyüklüğünde 50 cm olurdular. Sarı kuyruk istavrit ve sarı kanat istavrit olarak adlandırılan tipi sularımızda ençok bulunan türdü. artık 5-10 cm'lik İstavrit Hatta 2-3 cm. lik Kraçe tüketir hale getirildik.

Balıkçılar kendi tutundukları dalı kesiyor, Dileyen bir motor alıp balıkçılık yapıyor, Bu çok yanlış bir politika, Balık sınırsız değil Yakalamak sınırsız bu politikasızlık acilen telafi edilmeli, Artık son günlerini yaşayan ülke balıkçılığımızı kurtarmak için Balık avcılığı ruhsatları yeniden belirlemenmeli, Kurallara uymayn teknelere ağır cezalar ve Avcılık ruhsatlarının iptali söz konusu olmalı.

Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumuzda balıkçılık yanlış uygulamar nedeniyle can çekişiyor. 
Balıkçı ihtiyaç fazlası balığı yakalamamalı, Balık hallerinde yoğun balık olduğunda Bütün balıkçı teknelerine ulaştırılacak mesajla balık avına ara verilmeli.
Balık motorları ağ çekerken yakaladığı balığın cinsi ve miktarını hemen Balık hali müdürlüğüne bildirmeli, Şehrin ihtiyacını geçen miktarda balık yakalanması durumunda hal müdürlüğü ikinci bir emre kadar balık avına son verebilmeli.

Bu yasağa uymadığı belirlenen balıkçının bütün avı müsadere edilmeli, Ağır cezalar verilmeli, Bu konuda Sözcü gazetesinden Yılmaz Özdil'in muhteşem yazısını aşağıya yorum olarak koyduk, Lütfen okuyunuz.




Kaynak: SİVİL HAREKET

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

YILMAZ ÖZDİL'İN BALIKÇILIK YAZISI
16-09-2019 04:33:00

Balık sezonu açıldı.
Balık yok.

Tarih boyunca bu kadar kötü bir balık sezonu başlangıcı görülmedi.

Aynı denizi paylaştığımız Yunanistan’da balık var mı?
Bol bol var.
Nasıl oluyor da orada bol oluyor?
Çünkü, Yunanistan’da 40 metre derinlik sınırı var.
39 metrede balık avlayamazsın, kanunen yasak.
Neden 40 metre?
40 metre derinliğe kadar güneş ışığı ulaşıyor, “posidonia” tabir edilen deniz çayırları fotosentez yapıyor, balıklar bu deniz çayırlarında hem besleniyor, hem ürüyor.
40 metre yasağıyla, işte bu üreme alanları koruma altına alınıyor.
Deniz çayırında balık avlarsan, sadece o balığı değil, o balığın gelecek nesillerini de yok etmiş oluyorsun.

Peki bizde sınır ne?
24 metre!
25 metrede balık avlayabilir misin?
Şakır şakır avlarsın.
E, aferin.

Aynı denizi paylaştığımız Bulgaristan’da Romanya’da balık var mı?
Bol bol var.
Nasıl oluyor da oralarda bol oluyor?
Avrupa Birliği üyesi oldukları için, kafalarına göre avlanma yapamıyorlar, kaç metre derinlikte balık avlayacaklarını, yılda kaç ton balık avlayacaklarını, balık stoklarını, balıkçı filolarının yönetimini ve denetimini, Avrupa Birliği yönetmeliği belirliyor.
Kurallara uyuyorlar.
Bol bol balıkları oluyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakerelerinde “balıkçılık faslı” ne zaman açıldı?
2006 yılında.
Müzakerelerde bir milim ilerleme var mı?
Yok.
Avrupa Birliği’ne giremesek bile, Avrupa Birliği’nin kuralları faydalı, biz o kurallara kendi kendimize uyalım diyen var mı?
O da yok.

Avrupa’da en fazla balıkçı teknesi kimde?
Bizde.
Avrupa Birliği ülkeleri yılda kişi başına ne kadar balık yiyor?
26 kilogram.
Biz?
Sadece 7 kilogram!

Norveç’te 6 bin 400 balıkçı teknesi var.
150 ülkeye balık ihracatı yapıyor.
Türkiye’de 18 binden fazla balıkçı teknesi var.
100 ülkeden balık ithal ediyor!

(Norveç’te balıkçılık bakanlığı var... Norveç balıkçılık bakanı, kız arkadaşıyla birlikte İran’a ve Çin’e tatile gitti, devletin kendisine tahsis ettiği cep telefonunu yanında götürdüğü ortaya çıktı, Norveç ayağa kalktı, hem devletin telefonunu tatilde kullandığı için, hem de devletin telefonunu yurtdışında izinsiz kullanarak Norveç’in güvenliğini tehlikeye attığı için, istifa etmek zorunda kaldı... Tıpkı Türkiye di mi?)

Balıkçılık, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde “balıkçılıktan sorumlu bakanlığa” veya “denizcilikten sorumlu bakanlığa” bağlıyken, bizde kime bağlı?
Tarladan ve ormandan sorumlu tarım bakanına bağlı!

Bütün gelişmiş ülkeler aptal, biz ileri zekalı olduğumuz için... Üç tarafımız denizlerle çevriliyken, sadece kendimize ait iç denizimiz varken, deniz büyüklüğünde göllerimiz varken, “çiftlik”lerde veya “karadaki havuzlar”da balık yetiştirmeye çalışıyoruz!

“Hamsi kavağa çıkar mı?” diye bir laf var ya hani...
Ağaçta balık yetiştirmeye çalışmadığımıza şükretmek lazım!
Yılmaz Özdil

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI